Sivas Tarihi

Sivas'ın yazılı tarihi M.Ö. 2000 yılı başlarında Hititlerle başlamakta olup merkez Tatlıcak Köyü ile Uzuntepe Köyündeki Höyükler, Divriği Maltepe Köyünde bulunan höyük ve Gürün Şuğul vadisindeki Hititçe yazılar başlıca Hitit yerleşim alanlarıdır. Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frig’lerin Hititleri ortadan kaldırmaları sonucu Sivas'ta Frig egemenliğine girmiştir. Frig yerleşimi Hitit yerleşim alanlarının üst katlarında görülmektedir. Lidya’lılar zamanındaki meşhur Kral Yolu da Sivas'tan geçmektedir.
Anadolu'daki Pers egemenliğinden sonra kurulan şehir devletlerinin zamanla Roma İmparatorluğuna bağlanması sonucu, önemli yol kavşağı üzerinde bulunan şimdiki şehir merkezinin iskan edildiği ve Sebasteia adını aldığı görülmekte veya ilin isminin Hitit Kavmi olan sibasip adından geldiği gibi, Roma İmparatoru Aguste tarafından şehre yunancada şehir manasına gelen "Sebasteia" adının verildiği ve yine Selçuklular zamanında üç değirmen anlamına gelen "Sebast" kelimesinden geldiği rivayet edilmektedir.
Bizanslılarında karıştığı taht ve egemenlik kavgaları sırasında Anadolu Selçukluları ile Danişmend’liler arasında sürekli el değiştiren Sivas, 1175'te II. Kılıçarslan tarafından kesin olarak Selçuklulara bağlandı. Daha sonra İzzetdin Keykavus Sivas'ı başkent yapmış, uzun müddet Sivas'ta kalarak günden güne genişleyen Sivas Şehri mamur edilmiş ve 1217 yılında Şifaiye Medresesini yaptırmıştır. İlim adamlarını Sivas'ta toplayarak şehri büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir, İzzetdin Keykavus Türbesi" yaptırdığı medrese içinde bulunmaktadır. 1220 yılında İzzettin Keykavus ölünce yerine I. Aladdin Keykubat hükümdar oldu. Bu dönem Anadolu Selçuklularının en parlak dönemi oldu. Selçuklular Döneminde zaman zaman başkent olan Sivas, bir bilim ve ticaret kenti olarak önemini korumuştur.
Sivas Osmanlıların eline geçtikten bir yıl sonra 1400 yılında Timur'un istilasına uğramış, bir süre sonra tekrar Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Sivas Osmanlı İmparatorluğunda eyalet merkezi haline getirilerek Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve Kayseri illeri Sivas'a bağlı birer sancak olmuştur. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde belirtildiği gibi Sivas zamanının en önemli eyaletlerinden biridir (40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çeşmesi olduğundan bahsedilir.
Sivas'a birçok vali atanmış, bunlar içinde belki de ismi hiç unutulmayacak olan Halil Rıfat Paşanın yaptırdığı birçok yollar, köprüler, hanlar ve konaklar halen Sivas halkının hizmetindedir. Tarihin kaydedildiği zamandan beri önemli bir yerleşim merkezi olan Sivas, asırlar boyunca önemini korumuş ve özellikle Milli Mücadele yıllarında milli mücadeleye başlangıç olması ona tarihin en kıymetli değerini vermiştir. Osmanlı Devrinde Eyalet-i Rum'un Eyalet-i Sivas kimliğiyle yönetsel bir merkezi olan kent, Cumhuriyet Devrinde Sivas adıyla il merkezine dönüşmüştür Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas'ta bir araya gelmesiyle, 4 Eylül 1919 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ulusal kongre yeni bir Türk Devleti'nin kuruluşuna temel olmuştur; bu nedenle Sivas Kongresi'nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür.

Sivas 28,488 km2 lik yüzölçümü ile Türkiyenin ikinci büyük ilidir. Toplam nüfusu 642.224 merkez nüfusu 318.488 dir. Tarım, sanayi, eğitim, kültür, sanat, turizm ve sporda yıldızı gittikçe parlayan Sivas günümüzde ANADOLUNUN YENİ CAZİBE MERKEZİDİR. Sivas üç vadi arasındaki coğrafyasıyla önem sergilemektedir. Kızılırmak Havzası; kenti İç Anadolu iklimine, Yeşilırmak; Karadeniz, Fırat Havzası ise Doğu Anadolu iklimine bağlamaktadır. Bu üç su, üç yol, üç farklı kültür demektir.

Sivas tarihi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine seyir keyfi verdiği kadar sıcak ve soğuk çermikleriyle önemli bir yere sahiptir. Bir kültür ve tarih merkezi olan kentte yol aldığınızı fark edersiniz. Burada Selçuklu izleri öylesine derindirki kapılarını huzura açan Sivas ulu camini ziyaret ettikten sonra Buruciye Medresesinde talim eden talebelerin sesini duyar, Çifte minareli medresenin heybetine hayran kalırsınız. Gökmedresenin cazibesine kapılır, seyredenleri büyüleyen Güdük minareye hayret ederseniz.
Çifte minareli medresenin tam karşısında yer alan bedevinin en büyük hastanelerinden biri olan Şifahiye medresesinde kendinizi dönemin gizemli tıp okulları ve hastanelerinde hayal edebilirsiniz.Mimarisindeki farklılıkla adından söz ettiren eğri köprü ise gerçek bir maharet veziri olarak tarihteki yerini çoktan almış durumda.Tarihin Selçuklu koridorunda yürürken Unesco tarafından dünya kültür mirası listesine alınan tarihin tadı Türk-İslam medeniyeti şaheseri Divriği Ulu Cami ve Darüşşifasını gördükten sonra temelinden burcuna kadar gerçek bir Mengücekli eseri olan Divriği kalesini de listenize eklemenizi tavsiye ederiz. Sivas Kent meydanı Anadoluda bir benzeri olmayan ve görülmesi gereken yerlerden biridir burada öncelikle çifte minare ve hükümet konağı sizi bütün heybetiyle karşılar. Tarihi Jandarma binası ve Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı Kongre Binası tarihte yolculuğunuza eşlik eder.

Bilici Termal olarak, tüm ilhamımızı olduğu gibi, “çalışma ve hizmet azmimizi” de, işte böylesine güçlü ve anlamlı bu mirastan aldık!..